Şerzan’ın katilini koruyan kararı Yargıtay bozdu

fft64_mf1080668

Muğla’da, 2010 yılında Kürt öğrenci Şerzan Kurt’u silahıyla ateş ederek öldüren polis memuru Gültekin Şahin’e ‘olası kast ile adam öldürme’ suçundan verilen sekiz yıllık ceza, Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından bozuldu.

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre; Yargıtay, polis Şahin’e ‘kasten adam öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası verilmesini, fakat cezada ‘haksız tahrik’ indirimi yapılmasını, buna göre 12 yıl-18 yıl arasında bir mahkumiyete hükmedilmesini istedi. Şerzan Kurt Davası’na bakan Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Türk hukuk tarihine geçecek ölçüde skandal bir karara imza atmıştı.

Mahkeme, “Böyle daha hakkaniyetli oldu” diyerek, 2005 yılında kaldırılmış Türk Ceza Kanunu’ndaki bir maddeyi yeni TCK’ya uyarlamış; polis Şahin için kendi işlediği suça yardım indirimi yaparak, sekiz yıl hapise ve tahliye karar vermişti.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin geçen 14 Nisan’da oy çokluğuyla verdiği kararında, polis memuru Şahin’e TCK’nın 81. maddesi gereğince ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası verilmesi gerektiği kaydedildi. Ancak, aralarında Şerzan Kurt’un da olduğu göstericilerden polise taş atıldığı gerekçesiyle cezada ‘haksız tahrik’ indirimi yapılması ve Şahin’e 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi. Ayrıca daire, TCK’nın 53/5. maddesine göre, bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması halinde verilen cezanın yarısından bir katına kadar bu yetkinin kullanılmasının yasaklanması maddesinin uygulanmasını talep etti. Böylece Şahin’in polislikten çıkarılması ihtimali belirdi.

Karar olumlu ama

Şerzan Kurt Davası Avukatı Arif Ali Cangı ‘kasten öldürme’ suçundan kararın bozulmasını yerinde olduğunu belirtti. Cezanın infazı süresince memuriyet hakkının alınmasını isabetli bulan Cangı, bu kararın toplum için güvenlik sağlayacak ve kamu görevlilerini benzer suçlardan caydıracak nitelikte olduğunu kaydetti. Fakat haksız tahrik indirimine katılmadıklarını kaydeden Cangı, bu indirim için Şerzan Kurt’un somut bir eyleminden söz edilmesi gerektiğini vurguladı. Dosyada, Kurt’a atfedilen, taş atma gibi herhangi bir fiil olmadığının altını çizen Cangı, “Maktulden kaynaklanmayan durumdan dolayı, sanığın haksız tahrik olduğunun kabul edilmesi ve uygulanması imkanı yoktur. Sanığın polis olduğu ve görevinin doğası gereği olaylardan dolayı tahrik olduğunun kabulü mümkün değildir. Aksi halde her toplumsal olayda polisler tahrik olduklarını belirterek indirimden yararlanmalarının yolu açılacaktır” dedi. Cangı ayrıca, Kürt öğrencilere saldıran ülkücülerin Muğlalı olduğunun kararda belirtilmesini de ‘ayrıştırıcı’ buldu.

Biz adalet istiyoruz

Şerzan Kurt’un babası Ömer Kurt oğlunun hedef seçilerek öldürüldüğünü savunarak, “2007’de Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu değiştirilince yetkiler hoyratça kullanıldı. Gençlerin can güvenliği yoktur. Şerzan kötü niyetliler tarafından hedef seçildi ve öldürüldü” dedi. Uğur Kaymaz’dan Ceylan Önkol’a, Roboski’den Ali İsmail Korkmaz’ın öldürüldüğü Gezi Parkı gösterileri kadar aynı manzaranın yaşandığına işaret eden baba Kurt, “Şuç işleyenlere hak ettiği cezanın verilmesi gerekir. Şerzan’ın katili tahliye olduktan sonra evine uğramadan üniversiteye gitti. ‘Ben öldürür, yine gelirim’ demektir bu. Biz adalet istiyoruz. Adaletin bozulursa toplumda çürüme başlar” diye konuştu.

Yoruma kapalı