Bedduadan daha fazlasını yapma vaktidir – Sevinç Koçak

Hepimizi şizofren yapmak istiyorlar! Çok ciddiyim!

Şizofreni: Düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı bir beyin hastalığı.

Beynimizi iğdiş ediyorlar. Bize yarattıkları sanal dünyada, renkli kutucuğa her çıktıklarında ağızlarından her çıkan yalana hipnotize olarak kafa sallayalım istiyorlar. “Terörist, kaçakçı, eşkıya, bölücü, kader, fıtrat…” Parmak sallaya sallaya arsızca döndürüyorlar insan öğüten çarklarını.

Ve biz beddualar ediyoruz büyük büyük. Lanet okuyoruz. Gaipten gelmeyen dehşetin belasını bir bilinmeze havale edemeyeceğimizi bile bile.

Yas tutma, isyan et, örgütlen! İnsanlar ölmeye de çalışmaya da devam ediyorlar hâlâ. Ölümlerin karşısında duyduğun öfkeni ve gözyaşlarını başıboş bırakma.

Ölümler üzerinden siyaset yap! Devlet zulmünün, kâr hırsının yarattığı her ölüm siyasidir çünkü. Kapitalizmin rant, para, hırs siyasetini teşhir et.

‘Yine madene iner misin’ sorusuna ‘inerim’ cevabı duyunca öfkelenme. Bu cevap bize insanları suçlama hakkı vermez. Nasıl bir sistemde yaşadığımızı gösterir. İşçiler hakkında değil, sistem hakkında bilgi verir. Sendikaların bile patronlarla kol kola olduğu sistemin sonucudur. Bu sonucu değiştirmenin yolu her alanda örgütlenmektir. Sokakta bağırıp çağırıp eve dönmek değil, sokaklar dâhil her alanı örgütlemek gerekir.

Provokasyona gel, eylemsiz kalma! Sendikalardan başlayalım yakmaya. Yaksak dumanı bile sarı tütecek sendikalardaki asalaklar da içinde olsun yaktığımızda.

Devletin katliamlarını meşrulaştırmasına izin verme! Soma’nın yangını sürerken, 28 yaşındaki Saade Darwich 2 çocuğu ve babasının gözü önünde sınırdan geçmeye çalışırken Cizre’de katledildi. 14 yaşındaki Ali Özdemir, sınırın öte yanında yaşayan dedesini ziyaret edip dönerken Kızıltepe sınırında şakağından vurularak kör edildi. Gezi’de, Soma’da bizi nasıl kandırmaya çalıştıklarını gördün. Kürtler yıllardır bunun kaç katına maruz kalıyorlar. Devletin anlattıklarına inanma.

‘Soma’nın Gezi’yle, Gezi’nin Roboski’yle, Roboski’nin Cumartesi Anneleri’yle, Cumartesi Anneleri’nin Hrant’la…  ne alakası var?’ demelerine kulak asma. Bizi delik çoraplarımızla delik ayakkabılarımız, faili devlet olan çocuklarımız, kömür karası acılarımız akraba etti. Devletin akıttığı kan bağımız var. Bu yüzdendir ki “hangi dağ efkârlıysa ordayız, perişan edilen her şey bizimdir.” [1]

 ‘Sağduyulu davranın’ diye diye sol duyumuzu öldürmeye çalışıyorlar.  Yapılanları görme, söylenenleri duyma, bildiğini söyleme,  devlete dokunma, hayatın tadını alma istiyorlar. Beş duyunla birlikte sol duyunun da ölmesine izin verme!

Bedduadan daha fazlasını yapma vaktidir.

Bu yazı www.korkatip.com sitesinden alınmıştır.

Yoruma kapalı